Salı, Aralık 05, 2006

IKEA



TBWA\Lisboa tarafından IKEA için hazırlanmış çok tatlı çalışmalar.

Çarşamba, Kasım 29, 2006

Free my Lungs




Pasif içiciliğin ölümcül etkileri üzerine yapılmış güzel bir iş. Kampanya ayrıntıları için buradan buyurun.
Duval Guillaume/Brüksel

Perşembe, Kasım 16, 2006

BUTTERO BOOTS




"30 yıllık bot yapımcılığı, en küçük detayına kadar kusursuz botlar."
En küçük detayına kadar kusursuz botlar yapıyoruz. 30 yıldır bot yapıyoruz bak ne hale geldik dercesine etkili bir görselle desteklenenmiş. (yanlış anlamadıysam)

JWT/Paris

BU İŞ YÜREK İSTER!

Dün akşam, A Milli takımımızın son dünya şampiyonu İtalya ile oynadığı maçtaki Genç Parti reklâmlarını görmüşsünüzdür. Görmeyenler için:

Bu iş yürek ister!
Fındık 8 YTL olacak!

Mazot 1 YTL olacak!
ÖSS ve harçlar kalkacak!


Ayrı ayrı spotlarda, alt yazı şeklinde yayınlanan bu reklâmlar çok ilgimi çekti. Hatta bir ara gülmekten kendimi alamadım. “MAZOT 1 YTL OLACAK!” Motorin değil, mazot. Tam da halkın içinden halk dilinde bir söylem. “FINDIK 8 YTL OLACAK!” Geçtiğimiz ay yaşadığımız olaylı fındık mitinglerinden sonra tabiri caizse “cuk” diye oturmuş. “ÖSS VE HARÇLAR KALKACAK!” Geleceği bir sınava bağlanmış gençler ve aileleri için tam yeri ve zamanında. Ve totalde “BU İŞ YÜREK İSTER!” Evet aynen öyle; mazotu 1, fındığı 8 lira yapmak ve ÖSS ile harçları kaldırmak, yürek ister.

Bunun yanında MHP’nin de reklâmı yayınlandı maç esnasında. Bakın MHP ne diyor:

Türkiye’nin onurlu geleceği.
Tek başına lider.

Ve bu sabah billboardlarda gördüğüm MHP reklâmları:

Milliyetçi, demokrasi, kalkınma.
Lider ülke Türkiye için tek başına iktidar.


Zaten hali hazırda MHP’ye oy vereceklerin dışındakilere seslenmiyor gibi MHP reklâmları. Üstelik bir şey de anlatmıyor seçmene: “Milliyetçi, demokrasi, kalkınma.” , “Lider ülke Türkiye için tek başına iktidar.” Ne demek bunlar?

Cem Uzan bir şeyler vaad ediyor, ya Devlet Bahçeli? Gerçi Genç Parti’nin vaatlerinin ne kadar gerçekçi olduğu da tartışmaya açık. İşin bu boyutu beni aşar. Ancak siyasal reklâmcılık adına güzel bir örnek. Sadece bu iki parti yarışmış olsaydı yarışı kim kazanırdı acaba? Haa bu arada, Ali Taran hala Genç Partinin iletişim işlerini yürütüyor mu?

Salı, Kasım 14, 2006

Leylek mi, koç mu?




Yapı Kredi ile Koç Bank birleşmesi 2 Ekim 2006 tarihi itibariyle tamamlandı. Birleşmenin tanıtım kampanyasında zikredilen Yapı Kredi Bankası adının yanında Koç logosunu görünce ‘hayret’ dedim. Neden Koç logosu? Koç Bank’ın logosuyla Yapı Kredi’nin ismini birleştirince birleşme tamamlanmış mı oluyor? Hadi buraya kadar tamam diyelim, peki World Card’ın logosunda neden hala leylek figürü kullanılıyor. Anlayamadım… Unuttular mı yoksa?

Biz Alışveriş Merkezimizde Sigara İçmiyoruz.

Konya Real'in tüm giriş kapılarında "Biz Alışveriş Merkezimizde Sigara İçmiyoruz." ibaresi yazılı. Sırf bunun için bile Real'in müşterisi olunur.

Perşembe, Ekim 19, 2006

Bir bayram daha geldi.

Ramazan bayramı yine yaklaşıyor. Dargınların barıştığı, büyüklerin gönlünün alındığı, küçüklerin sevindirildiği bayram için, çikolata ve şeker pazarında da kıyasıya bir yarış başladı. Bakalım bu yarıştan en fazla kim nasiplenecek?
“Bayramın en büyük hediyesi, sevdiklerinizin gülümsemesi” diyen Kent mi, “Bayramlar gülmek ister” diyen Ülker mi? Ya da bir başkası mı? Sizce hangisi?

Gülümseme için Yasemin'e teşekkürler...

Hayatınızdaki büyük taş parçaları hangileri?

Zamanı verimli kullanma konusunda sıkıntılarımı gidermek için internette dolaşırken rastladığım -daha önce de duymuş olduğum- ve Barbaros Yurdaışık'tan alıntı olduğunu öğrendiğim bir hikayeyi sizlerle paylaşmak istedim. Biryerlerde duymuş olabilirsiniz ama yine de hatırlamakta yarar var diyorum...
Zamanın iyi ve üretken olarak kullanımı konusunda zaman zaman kurslar düzenleniyor. İşte bu kurslardan birinde zaman kullanma uzmanı ögretmen, çoğu hızlı mesleklerde çalışan öğrencilerine: "Hadi, küçük bir sınav yapalım" demiş.
Masanın üzerine kocaman bir kavanoz koymuş. Sonra bir torbadan irice kaya parçaları çıkarmış,dikkatle üst üste koyarak kavanozun içine yerlestirmiş. Kavanozda taş parçalari için yer kalmayınca sormus: "Kavanoz doldu mu?" Sınıftakı herkes, "Evet, doldu" yanıtını vermiş.
"Demek doldu ha" demiş hoca. Hemen eğilip bir kova küçük çakıl taşı çıkartmış, kavanozun tepesine dökmüş, kavanozu eline alıp sallamış, küçük parçalar büyük taşların sağına soluna yerleşmişler.
Yeniden sormus öğrencilerine: "Kavanoz doldu mu?" İşin sanıldığı kadar basit olmadığını sezmiş olan öğrenciler, "hayır, tam da dolmuş sayılmaz", demişler. "Aferin" demiş zaman kullanım hocası. Masanın altından bu kez de bir kova dolusu kum çıkartmış. Kumu kaya parçaları ve küçük taşların arasındakı bölgeler tümüyle doluncaya kadar dökmüş. Ve sormuş yeniden: "Kavanoz doldu mu?" "Hayır dolmadı", diye bağırmış öğrenciler.
Yine "Aferin" demiş hoca. Bir sürahi su çıkarıp kavanozun içine dökmeye başlamış. Sormuş: "Bu gördüklerinizden nasıl bir ders çıkarttınız?" Atılgan bir öğrenci hemen fırlamış: "şu dersi çıkarttık. Günlük iş programınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman yeni işler için zaman bulabilirsiniz.
""Hayır" demiş öğretmen. "Çıkartılması gereken asıl ders şu:
Eğer, büyük taş parçalarını baştan kavanoza koymazsanız, daha sonra asla koyamazsınız.
"Ve tabii, herkesin kendi kendisine sorması gereken soruyu sormuş:
"Hayatınızdaki büyük taş parçaları hangileri? Onları ilk iş olarak kavanoza koyuyor musunuz? Yoksa kavanozu kumlarla ve suyla doldurup büyük parçaları dışarıda mı bırakıyorsunuz?

Pazar, Eylül 17, 2006

Erken kalkan yol alır.


Toprağa bir gün arayla iki tohumun düştüğünü farz edin. İlk düşen ikincisinden daha evvel uzar gider değil mi? Her mevsim ilk tohum diğerinden daha uzun ve daha güçlü olur. Bir asker ocağını düşünün. İlk gelen her zaman daha avantajlı olur değil mi? Kendisinden sonra gelenlere kök söktürür. Bir banka sırasını düşünün. İlk gelen ilk önce parasını alır değil mi? Parasını alıp giderken alaycı bakışlarla sıradakilerin motivasyonunu mahveder. Ve bir düşünün: Erken kalkan yol alır değil mi?


Pazarda da bu böyledir. En güçlü olan, pazara ilk giren her zaman ayakta kalır ve pazarın lideri olur. Ancak ilk olduğunu ve liderliğini beyinlere kazıdığı sürece.

Coca cola 120 yıldır kola pazarında bir numaradır. General Electrick de 104 yıldır elektrik ampülünde. İlk olmanın getirdiği iki olgu, birinciye her zaman avantaj sağlar. Bunlar birincinin en iyi olarak ve arkasından gelenlerin birincinin taklidi gibi algılanması. Coca Cola’nın yanında Pepsi ve Cola Turka, Turkcell’in yanında Telsim ve Avea gibi.

Zihinlerde ilk olursanız yaşadınız; tüketiciyle aranızda zihinsel ve duygusal bir bağ oluşturursunuz, yok eğer sadece piyasada ilk olmakla kalırsanız yok olur gidersiniz. Dünyanın ilk televizyon üreticisi Du Mont’u kim biliyor? Ya da ilk otomobili üreten Duryea’yı?

Şans her zaman ilkten yana olur:
Amazon.com ilk online kitapçı,
CNN ilk kablolu haber şebekesi,
Durecell ilk alkalik pil,
Nike ilk atletizm ayakkabısı,
Playboy ilk erkek dergisi,
Swatch ilk moda kol saati,
Time ilk haftalık haber dergisi…

Pazarda ilk olmanın yanında ayrışıma giderek yeni bir kategori oluşturabilir ve oluşturduğunuz kategorinin lideri konumuna da gelebilirsiniz. Yukarıda da değinildiği gibi ilk olduğunuz ve bunu tüketicinin zihninine kazıdığınız anda şans size gülmeye başlar. Her zaman arkanızdan gelenler sizi taklit etmiş gibi olur ve siz ilk olmanın avantajını en iyi olarak algılandığınız için söke söke kullanırsınız.

BMW ilk sürüş makinesi,
Volvo ilk güvenli otomobil,
Porsche ilk pahalı spor otomobil,
Mercedes-Benz ilk pahalı ithal otomobil,
Jeep spor amaçlı araçlar,
Wolkswagen küçük otomobiller, gibi…

Salı, Eylül 12, 2006

Antikacı olduğunu anlamayan var mı?




Çok ince bir noktadan yakalamışlar. Bayıldım bu reklama. Hayatım boyunca unutamayacağım reklamlardan birisi.



Ajans:Duval Guillaume Brussels, Belçika

Bir web sitesi reklamı daha.


Ajans:Dentsu Marcom, Mumbai
Yaratıcı yönetmen:Adrian Mendonza
Creative Director: Vivek Shinde
Metin yazarı:Pramod Sharma

Cumartesi, Eylül 02, 2006

Seni yalnız bırakmayacağız.



Milli takımımız cezalı olduğundan maçlarımızı seyircisiz oynayacağız. Coca Cola bunu reklam filmine konu ederek çok akıllılık etti. Daha doğrusu büyük bir fırsatın yakasına yapıştı. Reklama konu ettiği durumu şimdi gerçekten uygulamak için kolları sıvamış.

Coca Cola, Daha evvel Aston Villa tarafından gerçekleştirildiği belirtilen maket seyircilerle takıma desteği, tribünlere yerleştireceği Türk seyircisi maketleriyle milli takımımıza destek olmak için uygulayacakmış. Stadın içindeki maketler Coca Cola’nın reklam mecrası olurken, stadın dışındaki gerçek Türk taraftarı da takıma destek vereceklermiş. Şu günlerde dolaşan haberler böyle.
Coca Cola’nın bunu gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceği merak konusu. Zira FİFA’nın buna izin vermeyeceği konuşuluyor. Ama her ne olursa olsun Coca Cola bu hamlesiyle reklamını konuşturdu ve olayı bitirdi. Ayrıca böyle bir uygulamanın yaratıcı olmadığı, daha evvel uygulandığı yazılıp çiziliyor. Çevremde de duyuyorum bazen. Ancak kıskançlık belirtileri olarak görüyorum bu türden yorumları. Bırakın daha evvel yapılıp yapılmadığını, yaratıcı olup olmadığını. Coca Cola’nın bunu gerçekleştirdiğini bir düşünün. 70 milyon ekranlarda kırmızı beyaza bürünmüş Coca Cola’yla bütünleşecek. Harkulade.
Işte bu. Reklamın reklamı. Daha çok konuşulur bu mevzuu. Tebrikler Coca Cola!

TBWA’den de bu beklenirdi.

Bir ajansın eleman ilanı böyle olmalı…
TBWA\AMSTERDAM’ın bünyesinde çalıştırmak için kalifiye elemanlara ihtiyacı varmış. Ajans, istediği özellikteki elemana sahip olmak için klasik yöntemlerden hiçbirini kullanmamış. TBWA çalışanları, üzerinde hangi departmanın boş olduğunun yazıldığı tshirtleri giyerek profesyonel cam temizleyicileri olmuşlar. Mesajlarını, rakip ajanslara cam silmeye giderek; adeta hedef kitlelerinin gözlerine sokarak iletmişler. Sonuç mükemmel. Piyasa dergilerine haber olan ajans, istediği elemanlara kısa sürede sahip olmuş.

Kaynak: Marketing Türkiye

Çarşamba, Ağustos 30, 2006

Mothercare Online


Bebek ürünleri satan bir firmanın web sitenin reklamı nasıl olur? Mothercare'dan çok güzel bir örnek; sade, yaratıcı bir anlatım.
Ajans: Interface Communications-Hindistan

Salı, Ağustos 29, 2006

Logolarına tapanlara…



Lowe/İstanbul'dan çok cesur, logosuz, mükemmel bir iş. Öncelikle Efes'i alkışlıyorum. Haluk Mesci'nin sloganı da hala ilk günkü gibi. Bilmeyenler ve duymayanlar öğrenmiş oldu; "Bira bu kapağın altında". Fevkalade...

Pazartesi, Ağustos 28, 2006

Dersimize Hoşgeldiniz.


Her reklâm bir brieftir. Eğer reklâmcı gözlüğünüz varsa, yapılan işe bakarak ne amaçlandığını, hedefin ne olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz. Amacı çözdükten sonra da vaadin doğru olup olmadığı konusunda öngörülerde bulunabilirsiniz. Önümüzde güzel bir örnek var. ‘Selçuklu Belediyesi ve Yanındakiler’

Deprem öldürmez, dayanıksız bina öldürür.
Deprem öldürmez, çürük bina öldürür.
Deprem öldürmez, insan öldürür.
Bu söylemleri Marmara depreminden sonra sıkça duymaya başlamıştık. Selçuklu Belediyesi billboardlarında yer verdiği inşaat firmalarıyla birlikte yukarıdaki metinleri biraz revize ederek bir şeyler söylemiş. Amaç; insanları kaliteli ve sağlam yapılar inşa etmeleri konusunda bilinçlendirmek. Ya da kaliteli yapıları bizler yaparız, bize gelin biz yapalım. Kaliteli olsun; ölmeyin, gülün. Mesaj bu. Ne o inşaat firmaları için rekabetçi ne de hedef kitle için ikna edici. Sosyal sorumluluk kokan bir iş. Ancak gelin görün ki bu güzel amaca uymayan çok kötü, stratejisi olmayan bir iş çıkmış ortaya.

Öncelikle ölmenin zıttı yaşamak, gülmenin zıttı da ağlamaktır. Ya ‘kaliteli yapı ağlatmaz, güldürür’ ya da ‘kaliteli yapı öldürmez, yaşatır’ diyeceksin. Her iki tercihten de vazgeçip ikisinin karışımını söylemek ise anlamsız ve amaca uymayan bir söylem. Zaten benim söylediklerim de amaca uymuyor. Sadece yapılan anlatım bozukluğunu vurgulamak için belirttim. Keza ölmek fiilini kullanmak başlı başına yanlış.

Sosyal sorumluluk çok hassas bir konudur. İnsanları korkutarak bilinçlendirmeye çalışmayı ve üstelik bunu başarmak için de reklâma başvurmayı gereksiz ve boşuna yapılmış bir yatırım olarak görüyorum. Üstelik çok kötü bir tasarımla. Strateji yok, vaat yok.
O billboardda ilgili inşaat firmaları ve Selçuklu Belediyesi’nin ortaklaşa hazırladıkları bir seminer ya da konferansın ilanının olmasını beklerdim. Falan tarihte filan yerde. Ve bu kampanyanın diğer mecralarla ve de PR ile desteklenerek amacına ulaşması için gayret sarf edilmeliydi. Böyle diyorum çünkü, bilinçlendirmek entegre iletişim gerektiren bir çabadır. Tek başına reklâm bu bilinci oluşturamaz. O sadece bir araçtır. Açıkhava reklâmında sadece bir tamlama, bilemedin bir cümle yani kısacık bir şey söyleyebilirsin. İlgililere duyurulur…

Pazar, Ağustos 27, 2006

Kardelen Ne Diyor? Anlayan var mı?

Konya sıcak bir memleket. Bu reklâm başka şehirlerde de yayınlanmış mıdır bilmiyorum. Ancak yayınlandıysa oraların da sıcak olduğu kesin. Malum, yaz ayındayız. Dolayısıyla insanlar suya daha fazla ihtiyaç duyuyor. Ve kardelen. Tam vaktinde ve zamanında hedef kitlesine bir şeyler söylüyor. Buraya kadar her şey yolunda. Ancak ‘Bir şeyler’ söylüyor. Tek bir şey, tek bir 'vaat' değil. İşte burada vah o güzelim paracıklara diyor insan…
Tam sıcaklar artmışken Kardelen çıkıyor sahneye: Metni ya da vaadi; ‘SU İÇSEM YARIYOR.’ ilk reklamının. Onlarca rakibe karşı söyleyebildiği sadece suyun 'yaradığı'; sağlıklı olduğu (!) Hadi ya! Su kime yaramaz ki. Hani nerede rekabetçi mesaj? Yok. Üstelik Amerikanvari bir aile tiplemesini tasarıma konu ederek söylüyor suyun sağlıklı olduğunu. Kimi temsil ediyor ki o aile. Enterasan doğrusu. Neyse dahası var:
Hemen ardından bir kez daha çıkıyor sahneye Kardelen. Bu sefer de diyor ki; ‘SUSUZLUK ANINDA CAMI KIRINIZ.’ Koca megalightta söylediği bu. Hem de bir damacana ve bir çekiç görseliyle destekleyerek. Şimdi ben bir hedef kitle olarak o mesajdan ne anlamalıyım? Çekiçle damacanayı mı kırmalıyım yoksa megaligtı mı? Üstelik damacana plastik, megaligtta da kırılabilecek tek yer megaligtın camı. Megaligtın camını kırarsam su fışkırmaz, yok damacanayı kırsam tekrar damacana almak zorunda kalacağım. Üstelik damacanayı neden kırayım. Alırım bir pompa içerim suyumu. Hiçbir stratejisi olmayan espiri olsun diye yapılmış bir reklâm. İçler acısı. Durun daha bitmedi:
Ara sıra da tramvay giydirmesiyle görünüyor ortalıkta. Yanlış hatırlamıyorsam orada da diyorki; ‘SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN. KARDELEN’ ne oldu şimdi? Bir ay boyunca söylediği üç ‘şey’. Mesaj ne, nereye konumlanmak istiyor? Sağlıklı bir su olarak mı yoksa 'çekiçle' mi? Ne dediği belli değil. Ne strateji var ne vaad.

Oysa o kadar reklâm harcamasına gideceğine bir gerilla pazarlamayla daha etkili olabilirdi Kardelen. Nasıl mı? Aynen şöyle: ‘Susuzluk Anında Camı Kırınız’ ve ‘Su İçsem Yarıyor’ diyeceğine bir vaatte bulunacak ve bedava su dağıtacaktı Kardelen. Amme hizmeti yapacaktı bir nevi. Ama nasıl? Sadece, 'vaadi olan’ bir megaligt ve bu megaligtın dibinde damacanasından suyunu ve diğer reklâm materyallerini dağıtan elemanlarıyla. Düşünün: Şehrin en merkezi yerlerinde satın aldığı megaligtların dibinde soğuk su dağıtacak. Sıcağın altında beyni kaynayan vatandaşa ilaç gibi gelecek su. Ve eğer isterlerse hemen oracıkta abone olacaklar damacana suya. Mükemmel bir gerilla pazarlama olurdu. Çekiçli megaligtı gördüğümde hemen beynimde şimşekler çakmıştı… Kardelen’in karları eriyor ama farkında değil.

Cumartesi, Ağustos 26, 2006

Doğru Stratejiyle Nasıl Çuvallanılır? / GAZNET Örneği.



Havamızı zehirden kurtaralım.
Konya için doğal gaza geçme vakti.

Strateji doğru ancak uygulama yanlış.

Kömürün havamızı kirlettiği doğrudur. Hava kirliliğinden kurtulmak için de artık doğalgaza geçmek lazım. Ne söyleneceği böyle belirlenmiş. Ancak nasıl söyleneceği konusunda büyük ölçüde çuvallamışlar. Yok, karar değiştirdim: tamamen çuvallamışlar. Çünkü öyle bir görsel var ki akşam yatarken uykumu kaçırdı desem yalan olmaz.

Reklâmlarda çocuk kullanmak bazen çok işe yarıyor. Türkcell’in % 75 indirim ilanında kullandığı gibi sevimli mi sevimli çocuklar. Ancak bazen de yaratıcılık uğruna burada olduğu gibi insanın çocuk olsa dahi bakası gelmiyor reklâm panosuna. Mesajı çok net, açık seçik, yaratıcı bir şekilde vermek amacıyla hazırlanmış ve gelebilecek her tepkiyi de göze almış bir reklâm. Tahmin ediyorum ki, reklamveren tarafında büyük tartışmalara neden olmuştur bu çalışma. Çocuk ilgi çekiyor, tasarım sade. Ancak o yukarıdan aşağıya inen el hayalet gibi. Çok negatif, çok itici, tam bir kâbus. Strateji doğru ama uygulama yanlış. Doğal gazın doğallığını, korkutarak söylemek abone kazandırmaz Gaznet'e. Aksine doğal gazın da Gaznet'in de negatif algılanmasına yol açar. Bizden söylemesi.

Perşembe, Ağustos 24, 2006

CV var, bir de yaratıvı CV.


X reklam ajansının eleman ilanına cevaben; geri dönüşümünün maksimum ölçüde sağlanılması amaçlanmış, tarafımdan hazırlanan bir CV.

Pazartesi, Ağustos 21, 2006

Chocolate Condoms


DDB - Belçika'nın Chocolate Condoms için hazırladığı iş. Kısa ve öz. Mesaj gayet net: Önce ve sonra...