Mehmet Ali Alobora'nın twiti reklam sloganı olursa...
Pazarlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazarlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Salı, Temmuz 30, 2013
Yürü!
Nestle'nin bu çalışmasına konu olanlar olay esnasında 5 bin kalori harcamışlar ve 10 bin vücut kası çalışmış. Güzel iş.
Perşembe, Temmuz 11, 2013
Kanada pasaportu olan?
Sadece Kanada pasaportu ile açılan dolap. Aidiyetlik hissini ayyuka çıkarmış adamlar. Bizde de asırlardır memleketçilik yapılır ama bunu iyi bir fikre dönüştüremiyoruz işte. Aslında malzeme bol.
Pazartesi, Mayıs 13, 2013
Sen bu uzaylılardan ne çektin be Diyarbakır...
Perşembe, Mayıs 09, 2013
Anneee! Bir bak hele, reklamlara çıkmışsın
Buyurun... Bu yılın Anneler Günü reklamları. Favorim Teknosa'nın çalışması. Nihai hedef ticari beklenti olsa da izlemesi keyifli. Sizin de hislerinize tercüman olmamışlar mı?
Pazar, Nisan 14, 2013
En büyük rakibimiz iPad
Görmüşsünüzdür. Bir süredir sosyal medyada dolaşıyor. Viral etkisi de büyük ancak reklam doğru bir mantıkla devam etseydi, eleman son sahnede elinde iPad ile oyun oynuyor ya da gazete okuyor olurdu. Konuştursun diye yapılan, sosyal sorumlulukvari tuhaf bir iş olmuş... diyecekken aklıma birkaç soru geldi: Gülümsetiyor mu? -Evet. Konuşturuyor mu? -Evet. Günümüz insanını yakalamış mı? -Evet. Satış noktasında ilk hatırlayacaklarımdan biri olur mu? -Evet. O zaman dağılalım...
Cumartesi, Mart 23, 2013
Aç-Kapa, Artema
Şener Şen'li Artema reklamları serisi, Engin Günaydın'la geri döndü. Güzel bir seri olacağa benziyor. Birçok alanda olduğu gibi reklam sektörümüzün ve Artema'nın kat ettiği yolu da görmüş olduk. Reklamın sonundaki Eczacıbaşı Yapı Gereçleri lososuna dikkat ;)
Pazartesi, Ocak 14, 2013
Vatandaş hangi Acun'a inanacağını şaşırdı!
Engin dedim, yazma dedim, Acun'un oynadığı, programları arasında yer verdiği reklamlardan sadece sen rahatsızsın, ne gerek var çeneni yormana, salla gitsin dedim ama tutamadım kendimi.
Acun Ilıcalı'nın ülkemize devşirdiği "Yetenek Sizsiniz Türkiye" ve "O Ses Türkiye" yarışmaları son sürat devam ediyorken program içerisinde yer verilen advertorial reklamlar da bir o kadar ilginç hale gelmeye başladı. Reytingler ortada. Programlar ilgiyle takip ediliyor. Haliyle reklam talepleri de artıyor. Geçtiğimiz aylarda Acun'un güvenilir imajı ve marka değerinden yararlanmak isteyen firsaturunu.com adlı online alışveriş sitesinin tanıtımı bizzat Acun tarafından yapılmış ve ardından talep patlaması yaşayan sitenin müşterilerini dolandırdığı ile ilgili haberler gündemi epeyce meşgul etmişti. Türk halkının itibar ettiği ve sempati duyduğu Acun'un, yüzünü bu tarz reklamlarla eskitmesi kendisine zarar verdiğini düşünüyorum. ING'nin -bizlere aslan diye yutturmaya çalıştığı- yaratığını bile sempatik hale getirmek için Acun'a başvurması bence Acun'un inandırıcılık eşiğini bir hayli yükseltti.
Şimdi gelelim bu yazıya konu olan advertorial çalışmalara...
Acun'un neredeyse yayınlanan her program için ayrı bir markanın tanıtım elçisi olma durumuna programlarındaki diğer ünlüler de katılmaya başladı. O Ses Türkiye'de Hadise'nin Nestle çikolata yemesi, Turkcell'in Sarı Oda'sında yarışmacıların konuşturulması, Alp Kırşan'ın zırt pırt Turkcell ürünlerini tanıtması derken en son da Hülya Avşar'ın Eskidji Bit Pazarı'ndan alışveriş yapacağını söylemesiyle beyinler infilak etti ve nihayet siz de hak vereceksiniz ki inandırıcılık kalmadı. Allah aşkına, Hülya Avşar'ın ne işi var Eskidji Bit Pazarı'nda? İzliyoruz:
Markalar açısından bakıldığında iyi bir yol olabilir bu tanıtımlar ama Acun, Hülya ve Hadise markalarına zarar veriyor. Diğer taraftan Acun'un bu tarz tanıtımların neredeyse tümünde aynı yüz ifadesine girmesi, hedef kitleye "ne yapayım arkadaşlar çok ısrar ettiler ben de bir iki kelam ediveriyorum" mesajını iletiyor ki bunu Acun'un kendi markası için aldığı bir önlem olarak görüyorum. Ekranlarda sürekli gördüğümüz için Acun'un hangi mimiğinin ne anlama geldiği ile ilgili herkesin aşağı yukarı bir fikri var. Mesela yukarıdaki reklamda "Neredeymiş bu Eskidji Bit Pazarı?" sorusundaki ses tonu ve sorunun kendisi başlı başına bir mesaj taşırken, yüzündeki ifade de aslında söylemek istediğim herşeyi özetliyor.
Ayrıca izlediğiniz bu tatımındaki "kazık" ifadesine takmış durumdayım. Bu nasıl bir vaaddir? Herşey var, bir tek kazık yok. Acun ve Hülya bu ifadeyle kendilerini nasıl yan yana getirebiliyorlar şaşırıyorum.
Velhasılı; Coca-Cola, Turkcell, Digiturk, Vakıfbank, ING Bank derken Petrol Ofisi, Lidyana, 35. sokak, Eskidji diye devam eden ve bence çıtanın giderek düştüğü tanıtımlar. Vatandaş hangi Acun'a inanacağını şaşırdı desek yanlış olmaz sanırım.
Ancak şunu söylemekte de yarar var: Acun'un iç görüleri ve toplumu okumadaki kabiliyeti çok isabetli ve yerinde işler ortaya çıkarmasından belli. Ve şov işini iyi yapıyor. Reklam konusunda da kendisine yapılan eleştirileri göreceğini ve beklentileri karşılayacağını düşünüyorum.
Ancak şunu söylemekte de yarar var: Acun'un iç görüleri ve toplumu okumadaki kabiliyeti çok isabetli ve yerinde işler ortaya çıkarmasından belli. Ve şov işini iyi yapıyor. Reklam konusunda da kendisine yapılan eleştirileri göreceğini ve beklentileri karşılayacağını düşünüyorum.
Rahmetli'den reklamın tanımını alalım ve bitirelim:
Perşembe, Ocak 10, 2013
En iyi Albeni reklamını seçiyoruz :P
Evet, en iyi Albeni reklamını seçiyoruz. Fazla laf salatası yok. İzliyoruz. Play!
Nerede reklamlar? Yazının devamında pls...
Viral lan bu
Nerede reklamlar? Yazının devamında pls...
Viral lan bu
Salı, Ocak 08, 2013
Vuja De: Yeni Bakış Açısı
Mehmet Doğan'dan bakış açılarımıza dair harika bir yazı. Okunası, paylaşılası...
"Hepimiz Deja vu’nun ne olduğunu biliyoruz: bilmediğimiz, ilk defa yaşadığımız bir olayı ya da anı, daha önce yaşamış olma hissi. “Vuja De” ise bunun tam tersi yani bildiğimiz ve daha önce yaşadığımız bir olayı ya da anı, daha önce hiç yaşamamış gibi hissetmek. Yani, Abraham Wald ve Jorge Heymann’in yaptığı gibi: onlar, bildikleri bir probleme baktılar ama ortaya koydukları çözüm ise, bu problemi hiç görmemiş gibi davranmaları sayesinde oluştu. Bu yeni bakış açısı, yani Vuja De, onların bilinen bir soruya, harika bir cevap vermelerini sağladı."
Pazartesi, Ocak 07, 2013
Bak şu velede
Windows 8'i küçük bir çocuk anlatır ve kullanımın basitliğine vurgu yapılır. İnce düşünülmüş, güzel bir iş. Apple'ın yerinde olsam bu kampanyaya karşı yaşlı amca ve teyzeleri benzer bir konseptte kullanır ve teknolojimi onlara anlattırırdım. Ne de olsa zamane veledleri teknolojiyi birçoğumuzdan iyi kullanıyorlar... Önemli olan basitliğe, kullanım kolaylığına dikkatleri çekmekse yaşlıları kullanmak daha faydalı olur zannımca.
Ajans: O escritório, Portekiz
Cuma, Ocak 04, 2013
Pazarlama şirket ruhunun gıdasıdır
Bazen pazarlama üzerine konuşmayı faydasız buluyorum. Memlekette ne kadar çok sağıroğlu sağır var arkadaş!
Çarşamba, Ocak 02, 2013
Ne İş?
Eskiden bir reklamı ara ki bulasın. TV'de gördüğün reklamı tekrar izleyebilmek için reklam kuşaklarını takip etmekten başka çarenin olmadığı günler... Çok da eski değil, şunun şurasında üç beş yıl öncesinden bahsediyorum. Markanın web sitesinde bile bulamazdın reklamı. Sanki belli bir zümrenin malı gibi sadece ajansla iletişimi olan bazı reklam blogları yayınlayacak da izleyeceksin. Gerçi günümüzde bile hala reklamlarını web sitesinde yayınlamayan markalar var. Ne içiyolar onlar çok merak ediyorum...
Velhasılı, Allah sosyal medyayı doğuranlara zeval vermesin. "Sosyal medyanın gücü" klasik bir söylem olacak ama o gücün farkında olanlar gereğini yapıyor. İş Bankası'nın Cem Yılmaz'ın oynadığı tasarruf temalı reklam filmi TV'de yayınlanmadan önce Facebook'ta paylaşıldı ve haberler, twitler, paylaşımlar çorap söküğü gibi geldi. Sanırım fikri yayacak kitlenin sosyal medyayı kullanan, özellikle de twitter kullanıcıları olduğunun farkında İş Bankası. Daha önce de benzer araçları kullanmıştı. Başka markalarımız da var tabi sosyal medyayı etkin olarak kullanan. Bu açıdan farkında olan markalarımızı tebrik etmek lazım. Ancak mesajın doğruluğu şüphe götürmeyen durumlarda…
Şimdi gelelim reklamımıza...
Google amcamıza soruyoruz ve neredeyse bu reklamla ilgili çıkan haberlerin tümünde benzer bir ifadeye rastlıyoruz: "Ünlü komedyen Cem Yılmaz"! Cem Yılmaz ismi zaten kendi başına komedi beklentisi yaratıyor, bir de üzerine "komedyen" sıfatı eklenmesi beklentiyi ben diyeyim iki, siz deyin beş katına çıkartıyor. E haliyle de beğeni çıtası yükseliyor. Tıklıyorsun reklamı ve izliyorsun. Herkeste gülme krizine sokacak bir ya da birkaç ince espri beklentisi... Arabanın anahtarı diye kurma kolunu uzatması ve "tabak gibi çıkıyor" ifadelerinin dışında göze çarpan bir şey yok.
Bu durum, Cem Yılmaz'ın rol aldığı reklamlar açısından bence en büyük risk. Cem Yılmaz, reklamın önüne geçer mi endişesini pekiştirircesine reklamda bir espri arar oldu herkes. Diğer taraftan sürekli aynı karakter. Enerjik, yerinde duramayan bir Erşan Kuneri, bir doktor bu ne tarzı. Dolayısı ile bence Cem Yılmaz reklamları bu tipleme ile devam ederse hiçbir marka için Doritos'taki etkiyi yaratamayacak. Çünkü oradaki karakterin üzerine oturan birbirinin tekrarı Türk Telekom ve İş Bankası reklamları ve hedef kitlede sürekli espri beklentisi içerisine girip mesajın kaçırılması durumu...
Tema tasarruf ama yetmişli yıllarda ülkemizdeki tasarrufun ekseriyetimizdeki algısının bu reklamda anlatıldığı gibi olmadığını düşünüyorum. Sonuna bir Fransız bankasının logosunu koyarak Fransızca dublajla Cem Yılmaz'ı tanımayan bir Türk’e izlettirsen bu reklamı, fazlasıyla inandırıcı olur… Mekan ve tipler oradan, buradan değil çünkü. Dolayısı ile İş Bankası, bu reklam serisi ile müşteri kitlesini tanımlayarak safını da vurgulamıştır aynı zamanda.
Ve sonuç olarak reklam; singin' in the rain müzikali tarzı ve küçük detaylarıyla ilgi çekse de tasarruf için neden İş Bankası'nı tercih etmemiz gerektiğini söylemiyor. Ayrıca reklamda hem tasarruf diyorsun hem de Türkiye'nin en pahalı reklam yıldızını kullanıyor, Hollywood tadında yüksek bütçe algısı uyandıran bir prodüksiyona imza atıyorsun. Ne iş?
Son bir not: Bence bir banka "1000 lira bir anda 1 lira, 1 lira bir anda 1000 lira olur." önermesindeki virgülden öncekini söylememeli. Hem de asla.
Velhasılı, Allah sosyal medyayı doğuranlara zeval vermesin. "Sosyal medyanın gücü" klasik bir söylem olacak ama o gücün farkında olanlar gereğini yapıyor. İş Bankası'nın Cem Yılmaz'ın oynadığı tasarruf temalı reklam filmi TV'de yayınlanmadan önce Facebook'ta paylaşıldı ve haberler, twitler, paylaşımlar çorap söküğü gibi geldi. Sanırım fikri yayacak kitlenin sosyal medyayı kullanan, özellikle de twitter kullanıcıları olduğunun farkında İş Bankası. Daha önce de benzer araçları kullanmıştı. Başka markalarımız da var tabi sosyal medyayı etkin olarak kullanan. Bu açıdan farkında olan markalarımızı tebrik etmek lazım. Ancak mesajın doğruluğu şüphe götürmeyen durumlarda…
Şimdi gelelim reklamımıza...
Google amcamıza soruyoruz ve neredeyse bu reklamla ilgili çıkan haberlerin tümünde benzer bir ifadeye rastlıyoruz: "Ünlü komedyen Cem Yılmaz"! Cem Yılmaz ismi zaten kendi başına komedi beklentisi yaratıyor, bir de üzerine "komedyen" sıfatı eklenmesi beklentiyi ben diyeyim iki, siz deyin beş katına çıkartıyor. E haliyle de beğeni çıtası yükseliyor. Tıklıyorsun reklamı ve izliyorsun. Herkeste gülme krizine sokacak bir ya da birkaç ince espri beklentisi... Arabanın anahtarı diye kurma kolunu uzatması ve "tabak gibi çıkıyor" ifadelerinin dışında göze çarpan bir şey yok.
Bu durum, Cem Yılmaz'ın rol aldığı reklamlar açısından bence en büyük risk. Cem Yılmaz, reklamın önüne geçer mi endişesini pekiştirircesine reklamda bir espri arar oldu herkes. Diğer taraftan sürekli aynı karakter. Enerjik, yerinde duramayan bir Erşan Kuneri, bir doktor bu ne tarzı. Dolayısı ile bence Cem Yılmaz reklamları bu tipleme ile devam ederse hiçbir marka için Doritos'taki etkiyi yaratamayacak. Çünkü oradaki karakterin üzerine oturan birbirinin tekrarı Türk Telekom ve İş Bankası reklamları ve hedef kitlede sürekli espri beklentisi içerisine girip mesajın kaçırılması durumu...
Tema tasarruf ama yetmişli yıllarda ülkemizdeki tasarrufun ekseriyetimizdeki algısının bu reklamda anlatıldığı gibi olmadığını düşünüyorum. Sonuna bir Fransız bankasının logosunu koyarak Fransızca dublajla Cem Yılmaz'ı tanımayan bir Türk’e izlettirsen bu reklamı, fazlasıyla inandırıcı olur… Mekan ve tipler oradan, buradan değil çünkü. Dolayısı ile İş Bankası, bu reklam serisi ile müşteri kitlesini tanımlayarak safını da vurgulamıştır aynı zamanda.
Ve sonuç olarak reklam; singin' in the rain müzikali tarzı ve küçük detaylarıyla ilgi çekse de tasarruf için neden İş Bankası'nı tercih etmemiz gerektiğini söylemiyor. Ayrıca reklamda hem tasarruf diyorsun hem de Türkiye'nin en pahalı reklam yıldızını kullanıyor, Hollywood tadında yüksek bütçe algısı uyandıran bir prodüksiyona imza atıyorsun. Ne iş?
Son bir not: Bence bir banka "1000 lira bir anda 1 lira, 1 lira bir anda 1000 lira olur." önermesindeki virgülden öncekini söylememeli. Hem de asla.
Pazar, Aralık 30, 2012
THY: Avrupa, Afrika’nın renkleriyle buluşuyor.
THY'nin Afrika uçuş ağını Avrupa'da duyurduğu ilanı:
Avrupa, Afrika’nın renkleriyle buluşuyor. Türk Hava Yolları ile olağanüstü kıta Afrika’nın 26 noktasına uçun.
Ajans: McCann Istanbul
Pepsi'den akıllı soğutucular
Pepsi, Türkiye'de izlediğiniz bu soğutucuları kullanacakmış. Yakında büyük marketlerde yerini alacak bu ürün satış noktasının satınalma kararındaki önemi göz önünde bulundurulduğunda iş yapar, hiç kullanmamış tüketicileri satınalmaya teşvik eder gibi geliyor bana...
Cumartesi, Aralık 29, 2012
Risk alamayan iletişimcilere neden göz yumuyoruz?
Konunun özeti şu: "Cep telefonsuz bugün iş yapamıyorsanız, yeni iletişim teknolojilerini anlamadan şirket büyütmeniz git gide daha da zorlaşacaktır."
Okunası, düşünülesi...
Markanız için boyle hissedilmesini ister miydiniz?
Ürününüz alıcısında böylesine bir heyecan uyandırsın istemez miydiniz?
Pazar, Kasım 18, 2012
Lenka - Everything At Once
Windows 8'in reklam müziği bir reklam müziğinin nasıl olması gerektiği ile ilgili ders verir nitelikte. Herkes gibi ben de çok beğendim. Videoyu izlediniz, şarkının Türkçe'sini görmek içinse yazının devamına tıklayabilirsiniz.
Cumartesi, Kasım 17, 2012
Pazar, Kasım 11, 2012
Kuru aday kazansın.
Liderlerin çocukları siyasi emellerine alet ettiklerine birçok kez şahit olmuşuzdur:) Huggies iyi ama riskli bir yerden yakalamış. Mesaj tartışılır. Rumney'in çocuklarının altı ıslakmış demekki.
Ajans: Ogilvy & Mather, Amerika
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







